Yeni bir yıl kapımızda. Ayak basılmamış kar gibi, henüz açılmamış tomurcuk gül gibi, gözünü dünyaya yeni açmış bebek gibi... Umutlar, hayaller tazecik. Takvimden yapraklar düşer, zaman acımasızca geçer rakamlar değişir biz de yenilenen her yılla kendimizi avuturuz. Peki ne değişecek iç dünyamızda? Değişen tarih mi geçen saniyeler mi benliğimizi değiştirecek. Evren sevmez tekrarları, aynılıkları farklılıklardan beslenir. Farklı olmayı başaranlar ya dibe mahkumdurlar ya da en yükseğe. İnsan öğerenmeye mecburdur. Önce kendini idrak etmelidir. İçine dönüp kendine sorular sormalıdır. Hiçbir zaman kendinden emin olmamalıdır. Hiçbir zaman son noktayı koymamalıdır. İnsan ki garip bir varlıktır. Ne kadar içimize dönsekte ben oldum desekte en derinlerimizde hep bir ben vardır. Sessiz sedasız keşfedilmeyi bekler kendisi tarafından, zordur insanın kendini çözmesi, anlamlandırması. İnsanın hamuru, vicdandır. Kibir, perdeler indirir gözlerimize kendimize bile bakmamıza izin vermez. Bakar ama göremez oluruz.
Soyut şeylerden söz etmeyeceğim. Siyasetten, ekonomiden, toplumsal olaylardan ülkemizin 2014 yılında yaşadığı ağır acılardan aslında çok söz var söylenecek içimi acıtan, kanatan çok diken var ruhumu dağlayan bahsetmeyeceğim.
2015'e girerken gelin hep birlikte bir yeni yıl temizliği yapalım vicdanlarımızda. Bizi geriye çeken bütün negatif duygularımızdan kurtulalım. Hırslarımızı, kinlerimizi, nefretlerimizi beyaz bir balona üfleyip gökyüzüne bırakalım.
Gülümsemek, umut bulaşıcıdır. Güzele odaklanalım. Çevremizdekiler iyi isler yapıyorsa bizde daha yaratıcı olmaya başlarız. Muhabbetimiz böylece bir başkasına bulaşır. Halka halka pozitif duygular yayılır. İnsan olmanın erdemiyle yaşarız. Tasavvuf yüzyıllardır bunu ögretmeye çalışır anlamak isteyene...
2015 bize insan olduğumuzu unutturacak hatalar yaptırmasın.
